Sunday, October 25, 2009

Marka Kent Bursa | Ulu Şehir | Tolgahan «avdar

Bursa Siirleri

Bursa İçin Yazılan Şiirleri

 

Bursa'da Zaman
Bursa’da bir eski cami avlusu
Küçük şadirvanda şakirdayan su,
Orhan zamanindan kalma bir duvar,
Onunla bir yaşta ihtiyar çinar,
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rü’yadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden
Sanki bir hatıra serinliğinden:
Ovanın yeşili, göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi.
Bir zafer müjdesi burda her isim,
Yekpare bir anda gün, saat, mevsim,
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın,
Hala bu taşlarda gülen rü’yanın.
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bu eski zaman vehmiyle...
Gümüşlü: Bir fecrin zafer aynası,
Muradiye: Sabrın acı meyvası,
Ömrümün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camiler, eski bahçeler,
Şanlı menkıbesi binlerce erin,
Sesi arşa çıkan hengamelerin
Nakleder yadını gelen geçene.
Bu hayalde uyur Bursa her gece
Her sabah onunla uyanır, güler,
Gümüş aydınlıkta serviler, güller,
Serin hulyasiyle bahçelerinin.
Başındayım sanki bir mucizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billur bir avize Bursa’da zaman.
Yeşil Türbe’sini gezdik dün akşam
Duyduk bir musiki gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur’an sesini
Fetih günlerinin saf neşesini
Aydinlanmiş buldum tebessümünle.
Isterdim bu eski yerde seninle
Baş başa uyumak son uykumuzu
Bu hayal içinde... Ve ufkumuzu
Çepeçevre kaplasin bu ziya, bu renk,
Havayi dolduran bu uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm, bu tilsimli ebediyette
Belki de rüyasi eski cedlerin
Beyaz bahçesinde su seslerinin.

Ahmet Hamdi Tanpınar

------------------------------------------------------


Bursa'ya Veda
Bu son gelişimdir sana,
Kükürt kokulu Bursa.
Bu son duamdır Ulucami'de,
Bu son sadakamdır,
Cami avlusundaki
Mahçup kadınlara.
Çekirge'deki muhallebici,
Sana da son gelişimdir bu.
Teleferiğin penceresinden
Son selamımdır,
Kestane ağaçlarına.
Yeniden gelirsem bir gün,
Tanımazlıktan geleceğim
Tüm bu yerleri,
Hiç gelmemişçesine.
Yeniden tanıyacağım seni,
Hiç yaşamamışçasına,
Tüm o acılarına rağmen,
Seni yine seveceğim
Kükürt kokulu Bursa.

Halis Güven


------------------------------------------------------



Bursa'da Akşam

Bu gün de sonbahardan süzülüp doğdu akşam
Dağların yere indi koyu serin gölgesi.
Uludağ etekleri al ipekten bu akşam
Düştü yeşil ovaya kubbelerin gölgesi.

Ufuklarda bu akşam ne sis var, ne bulut var
Selvilerin içinde bir alev Emir Sultan.
İçten dualar gibi geçiyor sanki rüzgar
Bir ilahi adaya benzeyen Yıldırım'dan.

Orada ince yollar gölgeleniyor işte
Karşıdan renk içinde solgun ay görünüyor.
Güneşin son nurundan bir damlacık içmiş de
Şu karşıki kulübe bir saray görünüyor.

Gözlerine vurunca kubbelerin gölgesi
Öz cenneti gönlümle seyrettim ben bu akşam.
Göklerde ne bir nefes, ne de bir kanat sesi
Uludağ etekleri al ipekten bu akşam...

Ömer Bedrettin Uşak


------------------------------------------------------


Bursa

Hoyrattır yüreğim akşam üstleri
Binbir güzellik ve aşklar içinde
Batmaz imanın tılsımlı güneşi
Evliyalar şehri Bursa içinde

Ben vaktimi doldurdum bu dünyada
Gömsünler beni gerçeğim toprağa
Dualar üstünde mavi semaya
Yükselmem gerekir Bursa içinde.

Tuncay Yurda


------------------------------------------------------

 

Bursa Düşleri
1.
gözlerimin derin karanlığında
birden senin aydınlığın
birden bursa şehri
bursa şehrinde yeşil
kuytusunda aşkımızın büyüdüğü bahçe
rüzgârın salladığı beşik
havada çiçek tozları
denizler gibi karşılıyor seni
uçsuz bucaksız göğsüm
rüzgâra karışıyor terimiz
yüreklerimiz ifil ifil
ölümü unutturan bir çağrı
nilüferlerin ışıltısında
içime ağan gökkuşağı
bir taç oluyor başında
boynunda o ince fiyonk: aşk bağı
2.
bursa'yı döşesem aşkımıza
çayır çimen yeşerir
uludağ peydahlanır birden
kıskanç, eskil bir tanrı gibi
şimşeklerini salar üstümüze
yıldırımlar yağdırır
bir kaya gibi
bir ağaç kovuğu
kundağımız olur
kumru sesleri arasından
sarı safran bir ışıkla sızan
geçmişin o hüzün demeti
belki bir mektup
ürkek satırlarla seslenir
imza yerinde dudak izi
oyalı perdenin ardında
bir çift ürkek göz
kaldırımlarda ayak sesim
usulca süzüldüğüm kapı aralığı
göğsümde çırpınan deli kuş
köpürüp taşan tenin
3.
aynaların arka yüzünde
karlı geceler
güneşli sabahlar gibi geride bıraktığımız
gençliğimiz
lodosla savrulan biz miyiz
yani ikimiz
ve gölgeli aydınlığı
kırılgan yüreklerimizin
kuşların yere indiği bu kış günü
tophane'de
sıcak bakışlı iki pencere
öyle dursa
belki yalnızlığımızı silip atar
"bursa'da zaman"
ve bursa
ellerimizin sıcak buluşmasında
o acemi telaş
yine de kar düşer düşüncemize
hüzün sızar
ne kadar gün vursa
yamaçlara tutunan sis
neyi örtüyorsa
işte o
yaşanmış öyküler tüllerin ardında
mor kâküllü akşam
ince buğulu sabahsa
dingin bir sessizliğin üstüne kapanmış kubbeler
çocuk yüzlü ihtiyar evlerden
duman duman yükselen
mutluluk kadar
kahırsa
4.
kapalıçarşı'ya sinmiş doğu'nun gizemi
bir dantel ayrıntısı
çatılarda ötüşe öpüşe yaşayan güvercinler
görmüş geçirmiş bir şehirden
geleceğe bırakılan bir güldür
inkaya çınarının dallarında savrulan
sana dokunsam
elimde ipek izi
5.
bizanslı bir duvar
osmanlı bir çınar
dağların etekleri tutuşmuş
yanar ha yanar
sebillerde su
ocaklarda kül
say ki bir yürektir
yarası derin
kanar ha kanar
6.
senin esintinle esriyorum
yüzümde yağmur izleri
içdenizlerim dalgalanıyor
düşlerim tamyol ileri
uykunu bölen dokunuşlarımda
tenini tutuşturan kıvılcım
nazında ürkek bir yalnızlık
üstümüzde karanlığın gözleri
dağılsın bungun bulutlar
güneş konuşsun gök karmaşsın
dursun iç çekişi damlaların
mavi yollar bulalım aşkımıza

Hüseyin Yurttaş


------------------------------------------------------


Bursa'da Yaşam
Nal sesleri gelir ta ötelerden,
Buram buram tarih kokar bu şehir...
Manevi havası bir başka güzel,
Huzur verir insanlara bu şehir...
Burada yaşamak bir ömre bedel,
Zaman akar su gibi fark edilmeden,
İnsanın ömrüne, ömürler katar,
Bu şehirde yaşamak bir başka güzel...

Tarihle zaman iç içe burda,
Osman gazinin sesi gelir derinden...
Emir Sultan bakar Ulu Cami'den,
Karagözle-Hacivat gelir öteden...
Burada yaşamak bir ömre bedel,
Zaman akar su gibi farkedilmeden,
İnsanın ömrüne, ömürler katar,
Bu şehirde yaşamak bir başka güzel...

Uludağ'ında cennet yeşilliği var;
Geyikler, ceylanlar gezer içinde...
Tariflere sığmaz manzarası var;
İnsan kendini unutur güzelliğinde...
Burada yaşamak bir ömre bedel,
Zaman akar su gibi farkedilmeden,
İnsanın ömrüne, ömürler katar,
Bu şehirde yaşamak bir başka güzel...

Yılmaz Çelik


------------------------------------------------------


Bursa (Özledim)
Özledim üşüten soguklugunda Tophane'nin
Merdivenlerini çikarken dönüp bakmak
Hatirlamak, hüzünlenmek koca bir şehre dogru
Kulagimda çalan şarkinin dizeleri arasinda kaybolma duygusunu.
Hiç bitmeyen yeşil yollari arasinda hayatin, her damlasini
Içe içe yürüyerek bitirmek üzere yola çikişlarimin
Belki de bir daha hiçbir zaman göremeyecek, tadamayacak
Duygunun verdigi kivilcimla yürümek, yürümek bitirmek kendimi.

Özledim sinav korkusuyla birleşen acaba olacak mi diye ümitlendigim
Okulun o kisa yolunda yürürken endişelenmeyi
Ve de bir kiz ugruna heyecanlanmayi.
Anlamiştim çok sonra endişelerin boşa, heyecanlarin umutsuz oldugunu.
Yillar sonra dönüp baktigimda gözümde iki damla yaş
Ve bir daha geri dönemeyecek olmanin verdigi duyguyla
Yine oturdum kendi kendime hafif bir nagmeyle birlikte
Özlemişim geçmişi, belki geçmiş, belki de seni.

Erkin Çınar

Copyright © 2009-2015 · All Rights Reserved · Powered by Marka Kent Bursa · Designed by IMG Yapım

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=